More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  EMİR'in yeriPhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

Emir Sarıer

View spaceSend a message
Occupation:
Age:
Interests:
23 Nisan 1954 Kadıköy/İstanbul doğumluyum;yani doğuştan Fenerbahçeliyim. Çocukluğum, o zamanlar ağaçlarla dolu muhteşem bir semt olan Acıbadem'de geçti.ilköğrenimimi Kadıköy,Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda tamamladım.Orta öğrenimime Saint Joseph lisesinde başladım, sürekli disiplin kuruluna çıkan haşarı bir öğrenci olarak 8. sınıfa kadar dayanabildim..sonunda 3 okul daha değiştirerek Şişli lisesinden mezun oldum. Üniversiteyi İDGSA-UESYO Grafik bölümünden mezun olarak bitirdim.Çalışma hayatıma öğrenciyken başladım,77'de kendi grafik atölyemi kurdum. 78'de evlendim 81-86 arası ise İtalya'nın Floransa kentindeydim,oğlum orada doğdu.89 da ilk kişisel sergimi açtım, bugüne kadar çeşitli galerilerde 20kişisel sergim oldu.93'de kızım doğdu.Şimdi Moda'da oturuyorum ve çalışmalarımı 20 yıldan beri Acıbadem'deki atölyemde sürdürüyorum,çok sayıda yerli ve yabancı koleksiyonda eserlerim bulunmaktadır...ölene kadar da çalışmayı düşünüyorum. Doğaya,vatanıma ve bayrağıma aşığım...

EMİR'in yeri

December 25

sergimde son hafta

Sergimde son hafta
 

 salı, çarşamba, perşembe,cuma günleri

16:00-19:00 arası galeride olacağım.

 

www.galerioda.com

December 19

Sergimde 3.hafta

Bu hafta Bayram haftası olduğu için

sergim biraz sönük geçiyor diyebilirim;

zaten Arife günü çarşamba ve Bayramın

1.,2. günleri perşembe,cuma 

galeri kapalı olacak.

Fakat, bayramın 3. günü Cumartesi

sergim gezilebilecek,

ben de saat 4-7 arası orada olacağım.

Bu arada, 24 Aralık Pazartesi günü

TRT-2 de sabah 08:30'da

"göz önünde" programında,

Ayşa İdem Tümer ile

20 dakikalık bir söyleşim yayınlanacak.

Milletimize, sağlıklı, mutlu ve

vicdani rahatlık dolu  bir bayram

dileklerimi sevgi ve saygı ile iletiyorum. 

December 15

Büyük FENERBAHÇE

Fenerbahçe'miz

Şampiyonlar liginde gruptan çıktı..

    fb-cska 

Taraftarlar rahat uyuyorlar..!!!

  
taraftar1
 
FB 3 - 1 CSKA a  FB 3 - 1 CSKA c
December 11

sergimde 2.hafta

duyuru1    

Sergim çok iyi gidiyor,

Salı,Perşembe, Cumartesi günleri, 4'le 7 arası , kısmetse galeride olacağım.

sergiye gelen, mail atan, telefon eden tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürler..

WWW.galerioda.com 

 

December 09

Her zamanki gibi...!!!

Ezeli rakibimiz G S 'yi, her zamnki gibi,
Kadıköy'de eze eze yendik...!!!
 
26D34C32B123A046825CE890b 7_190010_semih28000

Fenerbahçe 2 - 0 Galatasaray

Turkcell Süper Ligi 15.hafta mücadelesinde Fenerbahçemiz geleneği bozmadı ve Galatasaray'ı Kadıköy'de yine mağlup etti. 5.dakikada Semih'in golüyle öne geçen takımımız, 56.dakikada Deivid'in golüyle farkı 2'ye çıkardı. 78.dakikada Deivid kırmızı kart gördü. Takımımız on kişi kalmasına rağmen skoru koruyan takımımız karşılaşmayı 2-0 galibiyetle tamamladı. Semih'in golünden sonra oyuna ağırlığını koyan takımımız, rakip kalede birçok fırsattan yararlanamadı.
Mücadelenin ikinci yarısına farkı açmak için çıkan takımımız, 48. ve 49.dakikalarda Semih ve Aurelio ile mutlak pozisyonlardan yararlanamadı. İlerleyen dakikalarda Alex, Gökhan, Deivid ve Selçuk'la yakaladığı mutlak pozisyonları değerlendiremeyen takımımız, muhteşem oyunuyla rakibini 2-0 mağlup etti.
C8FFD7D94628DD4383AFA64Ab 7_189981__carlos0912

Bu güzide karşılaşmaya yoğun ilgi göstererek desteğini mücadele boyunca esirgemeyen taraftarlarımız, maç öncesi, maç esnası ve maç sonrasında takımımızı destekledi. Tezahürat ve tribün şovlarıyla Fenerbahçe farkını, Fenerbahçe kalitesini bir kez daha cümle aleme gösteren taraftarlarımız ayrı bir teşekkürü hak ediyor. Sahaya tek bir yabancı madde atmayan taraftarlarımız, takımımıza verdiği müthiş destekle Kadıköy`deki şölenin mimarı oldu.

E8147C69626258448B1AEDB8b  fenerb-trf

Fenerbahçe takım kadrosu: Volkan Demirel, Roberto Carlos, Diego Lugano, Edu Dracena, Gökhan Gönül, Selçuk Şahin, Mehmet Aurelio, Deivid de Souza, Uğur Boral, Alex de Souza, Semih Şentürk
7_189993__sevara0812 semih_golsevinc%20[JT0gdcQW]
Goller: Semih dk.5, Deivid dk.56

December 02

20.Sergim...!

20. sergim
 4-28 Aralık 2007,Teşvikiye Galeri Oda'da
 

Sevgili dostlarım, arkadaşlarım,

sanatsever güzel insanlar,

4 Aralık 2007  Salı günü,

Teşvikiye, Galeri ODA' da

20.sergimi açdım, 28 aralık son gün...

Sergiyi pazar, pazartesi hariç her gün,

saat 12:00- 19:00 arası gezebilirsiniz.

Hepinizi bekliyorum...

Davetiye, broşür ve fotoları aşağıya ekledim.

 

http://www.galerioda.com 

 

  

davetiye3a       2007sergibroşür1024  

sergi.portre1sergi.portre5A   

 

 

2 Aralık Pazar günü, yoğun bir çalışma sonucu sergimi kurduk,

bana bu zor işlemin her alanında yardımcı olan oğulcuğuma ve sevgili galeri sahibem,

Fatma Ekeman'a ( Fatoş'cuğuma) teşekkürlerimi yolluyorum buradan .. 

 

sergi.fatoş ozan listesergi.fatoş1A 

 

Açılış kokteyli çok güzel geçti..gelen tüm dostlarıma, arkadaşlarıma

ve sanatseverlere sonsuz teşekkürler..

5. Yıldırım 50x50cm Sergi.Erdal

30 küsur senelik arkadaşlarım,

Erdal'a ve Parla'cığıma

özel birer teşekkür hediyesi yolluyorum buradan..!!

 

http://www.galerioda.com   

 

 

November 14

Yine 4 fidanımızı şehit verdik..!!! ama alçakları yok edeceğiz..!!!

sevgili arkadaşlarım aşağıda okuyacaklarınızı, buraya koymadan önce,

"mücadele ocağım" saydığım "buvatanbölünmez" sitesinde yayınladım..!

 
 
09 Nisan 2007
2 GÜNDE 9 ŞEHİT
2 günde 9 şehit verdik, gazetelere bakıyorum sıradan bir haber; TV kanallarına bakıyorum tık yok, hani nerede açık oturumlar, ağıtlar bilmemneler; insanlara bakıyorum,laylaylom... Uyanalım arkadaşlar, evlatlar hepimizin... hepimiz şehit anasıyız, hepimiz şehit babasıyız... Daha çok söylenecek şey var ama, şimdilik daha önceki bir yazımda kullandığım bir cümlemle bitiriyorum "Toplumsal kanıksama", boyun eğmenin ta kendisidir"...

Yukarıdaki yazıyı nisanda yazmıştım ve bu yazıyı yazarken insan olduğumdan utanmıştım, etrafımda ve ekranlarda gördüğüm yaratıklarla aynı türü paylaştığım için utanmıştım...vıcık vıcık bir ortam, vurdumduymazlık had safhada.
Dün yine biri subay 4 askerimizi, 4 fidanımızı 4 evladımızı daha bu güzel vatan uğruna şehit verdik... alçaklar can almaya devam ediyor "ağababaları"nın, buş ve iblislerinin desteğiyle...ama biz ne yapıyoruz...yukarıdaki yazının aynısı ...
Yani sayıları tarihleri değişirip o yazıyı kullansam aynen tanımlar durumu.
Heyy efendiler, hanımlar, arkadaşlar, bizler..hepimiz kendimize gelelim.. memedlerimiz gidiyor,canlarımız gidiyor, bu ne pişkinliktir, caddede gazlarken trafik kazasında gitmiyor o gencecik fidanlar... bizim vatanımızı korurken katlediliyorlar, yani seni beni onları bunları... kısacası milletin toprağını, namusunu, şerefini savunurken aziz ruhlarını teslim ediyorlar yüce Allaha... ben bu yazıyı birkaç saat geç yazdığım için çok utanıyorum...sizlerde utanın lütfen herkes kendi payına düştüğü kadar utansın..özellikle bu başlığa girip de 2 satır bırakmayanlar..!!!


November 10

YILDIRAMAZLAR BİZİ ATAM


YILDIRAMAZLAR BİZİ ATAM...

Aşağıdaki yazıyı, yaklaşık 6 ay önce yani 19 mayısta, cumhuriyet mitinglerinin
coşkusuyla yazmıştım
ve umut doluydum o zaman, çoğumuzun olduğu gibi.

Fakat ne hazindir ki geçen 6 ay içinde, daha da beter bir noktaya geldik;
herşeyden önemlisi çok kan döküldü bu altı ay içinde, çok ağladık, çok bilendik
çok kuşatıldık, çok köşeye sıkıştırıldık, herşeye rağmen yılmadık yılmayacağız da.

"Atam, sana karşı başımız eğik ama düşmanlarımıza ve işbirlikçilerine karşı dimdik..!
Bu günler de geçecek, izin vemeyeceğiz üzerimize oynanan oyunlara
ve inan mustafa kemalim, 6 ay önce verdiğim sözler aynen geçerlidir.
Her türlü olumsuzluğa rağmen, değişen tek şey, zamanlama ve koşullar,
ama yürekler hep aynı Atam..
Rahat uyu sen, merak etme sakın, gün bugün değil belki ama,
yarınlarımız şimdilik bize ait...
onunda üzerine ipotek koyulmadan,
diğer yazımda da belirttiğim gibi, "herşeyi söke söke geri alacağız"

bundan hiç şüphen olmasın büyük Ataürk'üm...

10 Kasım 2007


Mustafa Kemal Atatürk'üm
şu anda şanlı, ayyıldızlı albayrağımız üzerimizde dalgalanıyorsa,
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkman sayesinde dalgalanıyor
Kurtuluş savaşını başlattığın, bu muhteşem günün
88. yıldönümünde, seni sevgiyle, saygıyla ve minnetle anıyorum.

Bu seneki 19 mayıs'ın, Türk milletinin şahlandığı bir döneme denk gelmesi
ve bu cefakar milletin,

Samsun Cumhuriyet mitinginde, her yönden senin izinde olduğunu
tek yürek olarak haykırması, bu yıldönümünün önemini daha da arttırıyor.

Atam, biliyorum, bizi izliyorsun... şimdiye kadar çok hatalarımız oldu,
yeterince sahip çıkamadık bize çizdiğin yola, belli zamanlarda,
siyasetçilerin dümen suyunda dolandık belkide
onları doğruya doğru itmek yerine, yani yeterince asılamadık halatlara.

Ama görüyorsun Atam, gün bugün... şahlandık artık kınımıza sığmıyoruz,
artık biz partilerin değil, partiler bizim direktiflerimize uyuyor..!
Hepimiz yaşadığımız sürece, çizdiğin yoldayız bundan sonra.
Bütün hatalarımızı affettireceğiz sana, bu vatanı asla sattırmayacağız
ne ab'ye, ne abd'ye ne de şeyhlere..!

Cumhuriyet ilkelerimize kimsenin el sürmesine izin vermeyeceğiz..!
Ayrıca herşeyi söke söke geri alacağız..!
Evet, artık rahat ol Atam, gün bugün yeniden şahlandık.


ÖNCE VATAN... NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

19 Mayıs 2007
October 29

Kısacası...!!!

Bir önceki yazımı uzun bulanlar oldu, şimdi kısaltarak yeniden yazıyorum :

Buş'una, puşuna, onun "kedici" uşaklarına, AB'nin modern haçlı şövalyelerine,  bunların yerli işbirlikçelerine, tüm vatan hainlerine, özel yetiştirilmiş ve beslenmiş köpeklerine yani alayına karşı tek başına büyük Türk Milleti yeter, ordumuz milletimiz, milletimiz ordumuzdur....Bu böyle biline...!!!

Büyük Türk Milletinin Cumhuriyet Bayramı Kutlu olsun

 

 

 

October 27

Türk milleti ordudur,Türk ordusu millettir

Sevgili dostlarım,arkadaşlarım ve dışarıdan siteme giren değerli insanlar,

bu alanda çok sayıda ağıt ve isyan yazıları yazdım, şimdi yazacağım yazı ise spotlar halinde bir durum analizi...hepimiz herşeyden haberdarız ama, ana başlıklar altında genel bir toparlama yapma ihtiyacını hissettim.

  • Aziz şehitlerimize ve değerli gazilerimize kan ağlarken, öfkemizi ve acımızı göz yaşlarımızla yoğururken, sabır sınırlarımızızın son limitlerini zorluyoruz. Türk milleti olarak artık yerimizde duramaz haldeyiz !

  • Şehit kanlarımız yerdeyken, Buş ve avanesi dansözlük yapıyor, "Tavşana kaç tazıya tut" oyununu oynuyor. O meşhur derlemeyi hepiniz izlemişsinizdir, Buş efendi İsraile, Filistine karşı "arkadan tam destek" verirken, alçaklara karşı bize "hooop,sakın haaa...!!!" diyiyor, dansözlerden özür diliyorum, onlar da insan evlatları, "şerefsizce fırıldaklık yapıyor" demem daha doğru olurdu...!!!

  • Sınırımızın yanıbaşımızdaki, "müstemleke valileri" ise, mahallenin kabadayısının yani Buş'un kardeşinin diğerlerine ahkam kesmesi misali, çığrından çıkmış bir şımarıklık içindeler. "Gelirlerse görürler", "zararlı çıkarlar", "kediyi bile vermem" gibi son derece tahrik edici ve seviyesiz demeçlerle Büyük Türk Milletinin sabır limitlerini zorluyorlar... Zamanında değerli karakol komutanlarımızla muhattap olabilmeyi bile lüks saydıklarını ne çabuk unutturdu Buş ve avanesi'nin arkadan verdiği destek...

  • Parlamentoya kadar giren, ve dışarıdan borozan çalan, "terörist yandaşları" ise, büyük bir rahatlıkla "bize terörist dedirtemezsiniz", "onlar kardeşlerimiz" gibi çıldırtıcı demeçlerle adeta bu alçakların yeni kalleşlikler yapmasına çanak tutuyorlar. Oysa, "Hepimiz,bütün motiflerimizle büyük bir ulusun parçasıyız" tezini benimseme şansı verildi onlara, yani ba toplumsal barış tezi. Büyük Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" derken kastettiği tez zaten bu değil mi...Büyük bir gururla ne "mutlu türküm diyene" diyebilen bir çok ermeni, rum, yahudi ve daha nice etnik kökenlerden çok sayıda vatandaşımız var, Mehmet Aurelio bile çok yeni bir TC vatandaşı olmasına rağman gururla söylüyor, ama bu toprakların asli unsurları olan "at gözlüklüler" bu güzelim tanımlamayı bir asıra yakın zaman geçmesine karşın kavrayamadılar... Daha doğrusu kavramak istemiyorlar, çünkü kötü niyetliler... Arkadaşlar, teröristi destekleyen teröristtir herkes kendine gelsin yada "ben de teröristim" desin, biz de bilelim kiminle muhattap olduğumuzu.

  • Bütün bunlar olup biterken, siyasi irade yani Hükümetimiz, Buş'tan izin alamamanın çaresizliği içinde kıvranıp duruyor ve Yüce Türk Milletinin taşan sabrını nasıl durdurabilirim planları içinde, medya'daki "şehitlerimize ağıt" yayınlarını filan kesmeye kalkarak, yatıştırıcı "uzun vadeli kararlılık" demeçleri vererek zaman kazanmaya çalışıyorlar, çünkü bitmez ükenmez bir "Buş'tan izin alma ümitleri " var,fakat herkes bilsin ki bu izin hiç bir zaman verilmeyecek, Ağır abi yamukluğu affetmez... 2003 tezkeresi sırasında Buş'un "bunlar at pazarlığı yapıyor" şeklindeki demeçlerini tekrar hatırlayın..!! Halbuki, baştan "Biz teskereyi çıkarmayız" deselerdi, bütün dünyanın gözünde çok daha saygın ve sözü dinlenir konumumuz olurdu. Sonuç olarak, siyasi irade inanılmaz edilgen ve ürkek bir görüntü sergiliyor maalesef. Asıl önemlisi, yıllardan beri siyaset uzmanları ve generallerimiz tarafından israrla söylenen, basit önlemleri işlerin bu noktaya gelmesine karşın almıyorlar. 1. Habur'u kapat 2.Elektiriği verme 3.İnşaatları durdur,türk firmalarını geri çek 4.Telafer'den (Türkmeneli) kapı aç 5. İncirliği kapat, kapatamıyorsan minimalize et, yani herşeyi sınırla 6. Barzaninin Türkiyedeki her türlü uzantısına devlet olarak el koy...Yav, çok mu zor bunları yapmak , senelerden beri bekliyorsunuz...Yazıklar olsun...!!!

  • Parlamento'daki muhalefete gelince,onlara kendi yaptıkları hamleler kadar  değineceğim burada...Şimdiye kadar son derece yetersiz ve etkisiz buluyorum...MHP biraz çırpınıyor sesini duyurmak, yaptırımlar önermek gibi ama, işbirlikçi basın en küçük düzeyde yer vererek veya yok sayarak kendilerine verilen görevi profesyonelce uygulayıp bu partimizin sesini minimum düzeye indiriyorlar. Genel sonuç olarak vatansever bir vatandaş gözüyle, parlamentodan hiç memnun değilim; son teskerenin büyük bir gecikmeyle de olsa ezici çoğunlukla çıkması hariç tabii ki...!!

  • Büyük Türk Milletinin Şanlı Ordusu ise, Şehitler vererek, Gaziler vererek, kalleş alçaklara karşı elindeki siyasi iradenin verdiği yetkilerin sınırlarnın son noktasını zorlayarak cansiprane bir mücadele veriyor ve bütün hazırlıklarını yapmış, yay gibi gerilmiş, kendisine yetkinin verilmesini bekliyor. Buradan sesleniyorum değerli komutanlarımıza "Hepimiz Türk Askeriyiz" yaşımız, cinsiyetimiz, toplumsal konumumuz hiç farketmez "her Türk asker doğar", "Türk milleti ordudur, Türk ordusu millettir..!!" Her an, her göreve her fedakarlığa hazırız...Hani en sonunda, iş Buş'la savaşmaya dayandı diyelim, herkes bilsin ki Türk milleti bunu göze alır... Başka söze gerek yok sanırım...!!

  • Milletimiz için söyleyeceklerimin çoğunu yukarıdaki bölümde anlatmaya çalıştım ama. Burada sivil toplum örgütlerini ve teker teker her duyarlı vatandaşı bağrıma basmadan geçemem... Milletimiz terörü her platformda "sesinin çıkmasına izin verildiği ölçüde" sonuna kadar lanetledi lalanetliyor, üstelik büyük bir sağduyu içinde, etnik bir çatışma ortamına yıllardan beri izin vermediği gibi bundan sonra da izin vermeyeceğini ilan ederek, karşısındaki düşmanın terörist hain bir yapılanma olduğunun bilinciyle ( Tabii ki başta Buş olmak üzere bütün destekçileriyle, sadece destekleyenler, destekleyenlerin mensup olduğu kökenler değil ). Adeta sabır taşı olan bu büyük milletin bu sağduyulu isyanı, "cumhuriyet mitingleri" boyutuna ulaştığı taktirde, şu anda isyanla sınırlı kalan toplumsal tepki yaptırım gücüne de dönüşebilir, siyasi iradeyi aktif hale getirebilecek,düşmanlarımızı ise caydıracak bir güç sergilemek şeklindebir yaptırım gücünü kastediyorum... Yalnız herkesi uyarıyorum burdan "sabır taşının" sonsuza kadar çatlamıyacağını kimse düşünmesin...!!!

 

 

 

 

 

 

October 21

"Kavrulmuş bir yüreğin dönüşü"

3 aylık aradan sonra tekrar sizinleyim, paramparça olmuş yüreğimle, toparlamaya çalıştığım "darmadağın" beyinimle, herşeye küsmüş gönlümle, sel olan gözyaşlarımla, bütün dengeleri bozulmuş ruhumla, kovuğumda debelenip dururken, üst üste gelen "mehmetçikleri'mizin vahşi ve kalleş saldırılarla onlarca şehir verme" haberleri, bitik halime rağmen son bir çırpınışla, kovuğumdan doğrulup, vazgeçilmez "silahım" kalemime doğru sürüne sürüne uzanmaya,adeta zorla itti... Bu "kavrulmuş yüreğin" içine kapanıp, kovuğunda debelenip durmaya  asla hakkı olmadığını, son nefesinde bile olsa mücadeleye devam etmesi gerektiğini "içimde kopan fırtınaların keskin ıslık sesleri arasında,ben bana anlattı"...Hepinizi saygıyla selamlıyorum, yazılarımı bekleyin... 

July 23

BU KADAR UCUZ MU ...!!??

Değer yargıları sıfırın altına inmiş , biz bunun farkına varamadık galiba ! Hadi anladık, gemicikleri, villacıkları, bilmemnecikleri helal ediyorsun da, şehit kanlarını, satılan vatan topraklarını, abd, ab ve yerel çeteleri tarafından süekli saldırılan ulusal onurumuzu, bir yıllık cirosunun altına satılan, fabrikalarımızı, rafinerilerimizi, telekominikasyon sistemimizi, limanlarımızı, tesislerimizi nasıl helal edebiliyorsun be halkım !? Bak temel cumhuriyet ilkeleri,laiklik filan demiyorum, onları özümleyenlerin sayısı belli zaten. Hesabını sorduklarım, çok somut ve net şeyler, nasıl helal edebildin bütün bunları nasıl..!? Bu arada gardropçulara da bir çift sözüm var; bütün bu temel meseleleri ikinci plana atıp, stratejinizi saça, başa, iki metre beze bağlarsanız, çıkarabileceğiniz sonuç ancak budur, aynı şekilde devam ederseniz daha da beter duvara çarparsınız ! Zaten yıllardan beri yaptığınız stratejik hataların rolü çok büyük bunların bu kadar palazlanmasında. Özeleştiri yapmadan olmaz tabii, bizim hatalarımız ise iki noktada odaklanıyor, birincisi dört yıldır kış uykusunda yatanları geç uyandırmak, ikincisi ise despot parti liderlerini koltuğundan indirememek ve bunlara ek olarak, gardropçulara ve ucuzculara durumun vahametini tam anlatamamak... çaba gösterdik ama, demekki yetersizmiş... Yılmak yok, mücadeleye devam... !!!

July 21

BEKLENEN GÜN GELDİ:::!!!

Evet,yarın büyük randevu sandıkta gerçekleşiyor. bir tarafta önce vatan diyenler, diğer tarafta vatanın düşmanlarına teslim olanlar, bir diğer küçük tarafta da oylarının çöpe atılacağını bile bile barajı geçemeyeceği kesin olan partilere yönelenler. Bu üçüncü kategoriye girenleri bu gece bir defa daha düşünmeye davet ediyorum ve diyorum ki, ya Cumhuriyet Halk, ya da Milliyetçi Hareket...

June 24

YAZLIĞA GİDİYORUM,AMPULÜ SÖNDÜRMEYE DÖNECEĞİM,SİZ DE UNUTMAYIN..!!

Yarın Ereğliye gidiyorum, her yıl olduğu gibi, bir haftadır rutin hazırlıklar, son dakikaya bırakılmış can sıkıcı işler bilmemne, bir de sıcak malum.. Zaten bu sene içim bir buruk giderken, başta ülke hali olmak üzere, tüm açılardan canım sıkkın, ruhum kabarık, beynim dağınık. Hayata bağlayan sadece evlatlarım, bir de misyonlarım bu karmaşık ve ağır dönemde... Bazen, uzar giderim bu sanal alemden, yakından tanıyanlar bilir, ve sağ olsunlar sitem etmezler, çünkü sıkıntılı halimi onlara da yansıtmamak için uzak durduğumu çok iyi bilirler. Haksızlık etmek istemem, sayıları az da olsa, beni çözebilmiş dostlarımı da hayata bağlanış sebeplerimden saymalıyım, onlar zaten, bu yazıyı okuduklarında kendilerinden bahsettiğimi hemen anlayacaklardır... 10 temmuzda İstanbula döneceğim, hem kızımın oks sonuçlarını takip edeceğiz, okul seçimi bilmemne gibi, hem de seçim için son propaganda çalışmalarımı sürdüreceğim; bu konuda Ereğlide de boş durmam zaten. Son olarak, herkesten ampulü söndürme işini, yaz rehaveti içinde kaynatmamalarını rica ediyorum...!!!

June 14

YAZIKLAR OLSUN...!!!

Bu kadar inanılmaz çelişkilerin ve ihmallerin yaşanmasını kabullenemiyorum. Başbakan diyor ki" İçerde 5000 terörist varken, dışardaki 500 terörist ile uğraşmanın sırasımı, içeridekileri hallettik mi ki.." Ertesi gün ise,terörist sayılarını, içeride 1500, kuzey ırakta ise 3500 olarak talaffuz ediyor..! Yav, böyle birşey olabilirmi.!? Bütün istihbarat verilerine anında ulaşma gücüne sahip olan ülke yönetiminin 1 numaralı adamı, nasıl olur da terörist sayılarını doğru olarak bilmez vatan bu kadar kritik günlerden geçerken.!!?? Vatandaş olarak çıldırıyorum ve sayın başbakanı seçmenlerine havale ediyorum..!! Daha sonra şu 2 haber basına yansıyor. 1- Polise bağlı özel harekat timleri teröristlerle çatışılan bölgelere gönderiliyor. 2- askeri sevkiyatların yapıldığı yollar, mayınlara önlem olarak asfaltlanıyor... Yine çıldırdım, gözlerimin önünden film şeridi gibi şehitlerimizin simaları geçti. Kardeşim, bu tür önlemleri almak için bunca şehit kanının dökülmesi mi bekleniyordu, bu ne biçim ülke yönetimi.!? Hele, teröristlerle savaşmak için özenle yetiştirilen, çok kıymetli ve mangal yürekli özel harekat timlerinin yıllardır niçin şehirlerde tutulduğunu anlamakta güçlük çekmişimdir hep. Sevkedilen çocuklar kimbilir nasıl sevinmişlerdir, onlar gönüllü zaten, bütün Mehmetçiklerimiz gibi, onları da alınlarından öpüyorum. Bu saydığım birkaç şey bile, siyasi iradenin, terörle mücadelede ne kadar zayıf olduğunu göstermeye kanıt. Bütün bunlara karşın, sayın başbakan, şehit cenazelerinde siyasi iktidara karşı yapılan protestolara çok sert tepki gösteriyor ve emekli generallerimizi acımazızca eleştiriyor... Ne yapsaydı millet, alkışlasamıydı yani... 38 gün kaldı sadece, bu büyük millet, gereken cezayı sandıkta kesecek ve sizleri nezaket alkışlarıyla gönderecek sayın başbakanım ,merak etmeyin siz, bu millet gerektiğinde saygıda kusur etmez.

June 07

MEHMETCİK

Evlatlatlarım, canlarım,  memedlerim, gözünü kırpmadan vatan için ölüme giden yiğitlerim, şehitlerim, gazilerim hakkınızı helal edin. Sizin için çarpıyor bu yorgun yüreğim. Biliyorum, bu kara günler geçtiğinde, yine siz olacaksınız okulları onaran, hastalara şifa veren, karla kaplı yolları açan, okuma yazma öğreten fidanları diken... Birincil göreviniz olmasada , her zaman yaptınız bunları. Yani barışın en uzun olduğu dönemlerde bile siz hiçbir zaman "Yan gelip yatmadınız" ... Şimdi ise ,öyle bir dönemden geçiyor ki vatanımız, değerli Komutanlarınız önderliğinde herşeyimiz size emanet; can güvenliğimiz, bağımsızlığımız, ülke bütünlüğümüz, namusumuz, şerefimiz size emanet. Size, yani evlatlarımıza, "kellelere" değil... Merak etmeyin can Memedlerim, size çirkin tanımlamaları yapanlara, komutanlarınızın önünü tıkayanlara, siyasi ve askeri görüşmelerde "parasal" yaklaşımlara girenlere, Türk devletinin "kırmızı çizgilerini" açık pembeye çevirenlere, bu yüce millet sandıkta gereken dersi verecek, gömeceğiz onları sandığa 22 Temmuzda ....!!!!                                                                                                                                          

 

 

May 28

KISACIK MUTLULUKLAR,DERİN ACILAR...

Tam şampiyonluğumuzun ve GS'yi o zor koşullar altında yenmemizin keyfini yaşıyordum ki, o korkunç haber patladı beyinlerimizde "Ankara Ulus'da patlama..! " Kalleş terörün mahsulü, aramıza yılan gibi sızan bir canlı bomba; sonuç olarak 6 masum ölü, onlarca masum yaralı... Kan gölü... Yıkıldım dağıldım, içim acıyla nefretle doldu. Ertesi gün yine patlayan bir haber; kalleş terör bu defa sinsi mayınıyla 6 mehmetçiğimizi Şehit etti, yine birçok yaralı. Artık sinir sistemim son limitine kadar gerildi. O pırıl pırıl canlar hiç aklımdan çıkmıyor, kalleş terör azdıkça, benim yüreğim ve beyinim de yerinde duramıyor. İspanya örneği geliyor aklıma, orada halk topyekün karşı koyuyor artık teröre, 1 kişi bile ölse milyonlar dökülüyor sokaklara ve sonuçta kalleş terör geri adım attı İspanya da; artık yok denecek kadar az bombalı kalleş eylemler. Biz niye tepkilerimizi lokal düzeyde bırakıyoruz "Ateş düştüğü yeri yakar" misali... Halbuki doğru olan, hepimizin her şehidi kendi evladımız olarak özümlemesi ve gereken tepkiyi koymasıdır. Tv kanallarına da bir çift lafım var; tamam kalleş terörün sevineceği şekilde sansasyonel yayınlar yapmayalım ama, e be kardeşim, bu kadar lay lay lom,bu kadar vur patlasın çal oynasın, bu kadar boş temalar... Böyle acılı günlerde, biraz olsun eğlence dozunu azaltacak saygıyı arıyorum onlarda... her ne kadar "teslimiyetçi medya"yı temsil ediyorlarsa da ..! Bu arada vatansever insanlardan, internetten de olsa YENİÇAĞ gazetesini takip etmelerini rica ediyorum. Evet işte, ülkemiz yürek dağlayan acılar yaşarken, bizim gibi insanlara her türlü mutluluk haram..!!!

May 20

UTANÇ VE DERS GECESİ....

Evet,Fenerbahçe-Galatasaray derbisi ,çok önemli bir gün olan 19 Mayıs'a denk geldi; Gençlik ve Spor bayramına. Umarım,seyretmeyenler bile nasıl bir maç olduğunu görmüştür, tv haberlerinde defalarca yayınlandı. Rezillik, yani UTANÇ ile olgunlukla gelen başarı , yani DERS birlikte yaşandı. Önce utanç'dan başlayalım; düşünebiliyor musunuz, maç Atatürk'ün gençliğe ve sporculara armağan ettiği bir bayrama denk geliyor , böyle bir günde gs taraftarlarının yaptıklarına bakın. Maç boyunca, hiç dinmeyen su şişesi, kırılmış koltuk, taş, yanar meşale ve ağıza alınmayacak türden küfürler yağmuru... Hakemin 2 defa   durdurmak zorunda kaldığı bu maç Avrupa'da olsa, daha ilk dakikalarında tatil edilirdi. Sonuçta, gs taraftarları kulüplerine spor tarihimizde bir utanç gecesi hediye ettiler! Maç sıradan bir günde oynanmış olsa da, bu utanç  yine tarihe yazılacaktı, ama Ata'mızın armağanı olan, Gençlik ve Spor bayramında meydana gelmesi, tarihe daha kalın harflerle geçmesine neden olacaktır. Kendi asbaşkanları bile bunun bir utanç gecesi olduğunu ve en az 5 maç ceza almaları gerektiğini kamuoyu önünde itiraf etti... Gelelim ders bölümüne, Fenerbahçeli futbolcularımız, utanç bölümünde saydığımız bütün olumsuz koşullara karşın, Ata'mızın tarif ettiği sporcu kimliği içinde gayet güzel futbol oynayarak ve hiç bir tahriğe kapılmadan maçı kazanmasını bildiler. Hatta öyle ki, bir ara Tuncay kafasına atılan şişeden su içti ve usulca yere bıraktı. Futbolcularımızla birlikte, teknik heyetimiz ve staddaki taraftarlarımız da aynı olgunluk ile bu maçı tamamlayarak, şampiyona yakışır bir biçimde, rakibimize ve futbol camiasına, tarihe geçecek bir ders vermiş oldular. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler... 

May 19

19 MAYIS 1919

Büyük Atatürk'üm, şu anda şanlı, ayyıldızlı albayrağımız üzerimizde dalgalanıyorsa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkman sayesinde dalgalanıyor. Kurtuluş savaşını başlattığın, bu muhteşem günün 88. yıldönümünde, seni sevgiyle, saygıyla ve minnetle anıyorum. Bu seneki 19 mayıs'ın, Türk milletinin şahlandığı bir döneme denk gelmesi ve bu cefakar milletin Samsun Cumhuriyet mitinginde, her yönden senin izinde olduğunu tek yürek olarak haykırması, bu yıldönümünün önemini daha da arttırıyor. Atam, biliyorum, bizi izliyorsun... şimdiye kadar çok hatalarımız oldu, yeterince sahip çıkamadık bize çizdiğin yola belli zamanlarda, siyasetçilerin dümen suyunda dolandık belkide onları doğruya doğru itmek yerine, yani yeterince asılamadık halatlara... Ama görüyorsun atam, gün bugün... şahlandık artık kınımıza sığmıyoruz, artık biz partilerin değil, partiler bizim direktiflerimize uyuyor..! Hepimiz yaşadığımız sürece, çizdiğin yoldayız bundan sonra... Bütün hatalarımızı affettireceğiz sana, bu vatanı asla sattırmayacağız ne ab'ye, ne abd'ye ne de şeyhlere..! Cumhuriyet ilkelerimize kimsenin el sürmesine izin vermeyeceğiz..! Ayrıca herşeyi söke söke geri alacağız..! Evet, artık rahat ol Atam, gün bugün yeniden şahlandık... ÖNCE VATAN... NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...

May 14

100.YILIMIZDA,FENERBAHÇE'MİZ ŞAMPİYON....

Geçen sezon türlü dümen ve tezgahlarla gaspedilen şampiyonluğumuzu unutamamıştık, içimize kanayan bir yaraydı bu adeta... Bu sezon da aynı tezgahları denediler, ama başaramadılar... Hakem oyunlarıyla, uyduruk cezalarla bilmemne sarsdılar , ama yıkamadılar bu defa... Böylece iki hafta önceden şampiyon olduk, tabiiki rakiplerimiz GS ve Bjk'ye de, bu haftaki kötü futbollerinden dolayı teşekkür etmemiz lazım, onların da payı var bu kadar erken ilan etmemizde şampiyonluğumuzu... Ben ,gelecek hafta Ali Sami Yen'de şampiyonluk kutlamaları yapacağımızı tahmin ediyordum ama, yanıldığım için çok mutluyum... aslında GS'lilerin de buna memnun olması lazım... İşin bir başka ilginç yanı da, haftalardır üzerimize gelen BJK'lilerin, ikinciliği kurtarabilmeleri için, gelecek haftaki maçta bizim GS yi yenmemiz için dua edecek olmaları... Eeee kader böyle işte... tam bir ilahi adalet. Bize bu mutluluğu yaşatan tüm futbolcularımıza, teknik heyetimize ve yöneticilerimize teşekkürler... tabiiki cefakar taraftarlarımız da en az onlar kadar bütün güzellikleri hakkediyor... Son bir not, şampiyonluk kutlamaları, coşku, mutluluk.. herşey çok güzel ama... haftaya ezeli rakibimizle oynayacağımız maçı unutmayalım... onları da her zamanki gibi yenersek bu şampiyonluğun anlamı daha büyük olur, bu yüzden herkese, şimdilik kutlamaları kısa tutup, yani kendi sahamızda oynayacağımız, sezonun son maçı olacak olan Ankaragücü maçına bırakmamızı ve tüm camia tek vücut olarak, gelecek haftaki GS maçına konsantre olmamız gerektiğine inanıyorum... ve bu temayı vurgulamayı tüm taraftarlarımızdan istiyorum... sonuçta Şampiyon olsak bile rehavet için erken diyorum... çünkü ezeli rakibimizle maçımız var. Ama tabiiki rehavete kapılmamak , bu büyük mutluluğu yaşamamıza engel değil..

May 02

ÇAĞDAŞ SANAT FUARI

Aylardan beri hazırlandığım, "Art Bosphorus,Çağdaş Sanat Fuarı" Haliç'in en önemli tarihi mekanlarından biri olan, "Feshane Kongre, Fuar ve Kültür Merkezi"nde açıldı. Benim resimlerim "Ümit Yaşar Sanat Galerisi" standında sergileniyor, son gün 6 Mayıs. Konuyla ilgili son durumu yansıtan bir fotoğraf albümü de ekliyorum bu yazımla birlikte... fotoğraflar bölümünden inceleyebilirsiniz. Bu arada, yoğun çalışma tempomdan dolayı istemeyerek ihmal ettiğim dost ve arkadaşlarımdan özür dilerim. 

April 24

23 NİSAN ÇOCUĞU...

Dün doğum günümdü, 23 nisan çocuğuyuz, ne yapalım... unutmak istesem de unutamıyorum bu "yıllanma" günümü..!!.. Yarım asırın üzerine 3 sene daha eklemiş olduk; evet yıllar uçup gidiyor,inanılmaz bir hızla... Yüce Yaratan böyle kurmuş düzeni, saygıyla başımızı öne eğip, kalan yılları hızla yaşamaya çalışıyoruz işte. Doğum gününde ne yaptın derseniz, aile arasında rutin bir gün geçirdik; seremoniyi sevmediğimi bildiklerinden, hiç bir özel hazırlık yoktu. İç dünyamın karmaşasını ve fırtınalarını ise, tek başıma yaşadım her zamanki gibi... En çok nelere yanıyorum biliyormusunuz, dilimin ucuna gelip de söyleyemediklerime, dibine kadar gelip de son adımı atamadıklarıma, kafamda oluşturduğum yüzlerce projenin çok az bir bölümünü gerçekleştirebildiğime, enerjimi ekonomik kullanamadığımdan yarım kalan olaylarıma... Yani sonuçta içime gömdüklerime yanıyorum, bağrıma bastığım taşlara, beynime vurduğum prangalara, yüreğime bağladığım zincirlere yanıyorum... Bunlara yanıyorum ama, bir taraftan da, delikanlı bir yaşantım olmasının, kimseye ciddi anlamda bir kelek atmamamın, çocuklarımı iyi yetiştirmemin, aile büyüklerime vazifelerimi yerine getirmemin, vatanıma ve bayrağına bağlı bir yurttaş olmamın, doğal yaşama ve hayvanlara saygılı olmamın huzuruyla yastığa kafamı koyduğumda vicdanım rahat bir biçimde uyuyabiliyorum... Ve herşeye karşın, Allah'ıma sevgiyle şükür ediyorum... bana verdikleri, vermediklerinden çok daha fazla ve değerli... bu arada, tabii ki bana gösterdiği rüyalar için de teşekkür ediyorum Allah'ıma, isteyip de yapamadığım bir çok şeyi yaptırıyor bana, sanki ikinci bir hayat kulvarı seriyor önüme düş dünyamda... Değişik mekanlar, ilginç anlar, gizemli olaylar, beynimdeki Düşüncelerin yansıması, yüreğimdeki Dileğin gerçekleşmesi... Bambaşka bir hayat işte... Nadiren kabus da gördüğüm oluyor tabii, renkli düşlerim ne kadar keyifli ise, kabuslarım  o kadar dehşetli oluşur genellikle, sanki ödül ve ceza gibi... Neyse, yazdıkça arkası geliyor, biraz daha devam etsem bütün iç dünyamı ve bilinçaltımı dökeceğim buraya... Bugünlük bu kadar ...

April 14

İŞTE TÜRK MİLLETİ..!!

Sesiz çoğunluk bugün Ankara'da kükredi, Atatürkçü Düşünce Derneğinin önderliğinde düzünlenen büyük mitinge katılım milyona ulaştı... Türk Milleti, vatanımız ve Atatürk Cumhuriyetine karşı tezgahlanan oyunlara, topyekün direneceğini deklare etti. Bence bu çok önemli bir başlangıç noktası. 4 Kasım seçimlerine kadar,önümüzdeki süreç çok kritik; bu büyük ulusal potansiyeli siyasi iradeye dönüştürmeliyiz. Artık sağ, sol, ideoloji, parti, dernek, hepsi gerilerde kaldı... tek hedef olmalı : "Önce Vatan"...  Bu hedefin gerçekleşmesi için gerekecek pratik formüller, önümüzdeki günlerde kendiliğinden ortaya çıkacaktır, özellikle sandık için formüller, tek bir vatansever oyun bile baraja takılıp ziyan olmaması için formüller üreteceğiz... Hepimiz beynimizi ortaya koyup, kafamızı çalıştıracağız ve internet yoluyla örgütlenip "Önce Vatan" hedefine kilitleneceğiz... Atatürk'ümüzün bize çizdiği yoldan asla sapmayacağız... Ne mutlu Türküm diyene...
April 09

2 GÜNDE 9 ŞEHİT

2 günde 9 şehit verdik, gazetelere bakıyorum sıradan bir haber; TV kanallarına bakıyorum tık yok, hani nerede açık oturumlar, ağıtlar bilmemneler; insanlara bakıyorum,laylaylom... Uyanalım arkadaşlar, evlatlar hepimizin... hepimiz şehit anasıyız, hepimiz şehit babasıyız... Daha çok söylenecek şey var ama, şimdilik daha önceki bir yazımda kullandığım bir cümlemle bitiriyorum "Toplumsal kanıksama", boyun eğmenin ta kendisidir"...
April 06

YERELMASI

Nenem çok güzel yemek pişirirdi,özellikle zeytinyağlıları,hele onun pişirdiği yerelmasının tadını hiç unutamam, en sevdiğim sebzedir desem yalan olmaz...Küçükken bir türlü aklım ermezdi, o yamru yumru kahverengi şeylerin nasıl bembeyaz lokum gibi lokmalara dönüştüğüne... Kaç yıl oldu kimbilir yerelması yemeyeli, o ağızda eriyen, hafif tatlımsırak lokmaları çiğnemeyeli... Huyum kurusun,bir şeyi bir kere isterim, yapılırsa yapılır, yapılmazsa yapılmaz, daha sonra üzerine gitmem... En son, bundan birkaç ay önce çok değer verdiğim bir can'a "Bana yerelması pişirirmisin " demiştim, "Pişirmezmiyim" diye cevap verdi ... kaç ay geçti tam hatırlamıyorum, 5-6 ay olmuştur.... özlemle ve sabırla bekliyorum... belki de ölene kadar bekleyeceğim... !!! Bir anlasalar, bu adamın ne kadar küçük şeylerle mutlu edilebileceğini...
View more entries